• ALAÇATI TAŞÇI | www.alacatitasci.com
    • Alaçatı Taşı, Alaçatı Taş Ustası, Alaçatı Taş Ev İnşaatı
    • ÇİPRİKA Pansiyon Alaçatı'daki Eviniz
    • Alaçatı Otel | Alaçatı Otelleri
    • La VELA Butik Otel Alaçatı
    • KUAFÖR KADİR | ALAÇATI
    • Atatürk Bulvarı No:31/B ALAÇATI 0232.7169335
    • Çeşme Dalyan Otelleri
    • Kaplan Butik Otel Çeşme Dalyan
  • https://www.facebook.com/pages/Ala%C3%A7at%C4%B1-Otelleri-Alacatisitesicom/535978739764757
ALAÇATI 2016 REHBERİ
Bumerang Üyesi
Alaçatı Sevenler Kulübü

Resimli İzmir Rehberi
Site Haritası
ÇEŞME MUHTARLARI
Alaçatı Weather
Anlık
Yarın
27° 35° 25°

ALAÇATI

Alaçatı Sitesi  İletişim için;

Editör/ Adem Hasan Sürücü  0532 613 02 36 ahsurucu@hotmail.com

www.alacatisitesi.com

Yasal Uyarı:

Bu site Alaçatı ve Alaçatı’da bulunan işyerlerini tanıtarak Türk turizmine katkı sağlamak için MEGAPOL MEDYA & DANIŞMALIK tarafından hazırlanmıştır. Sitede yer alan içerikler (Rehber, Haber ve Diğer Bilgiler )   kişi ve kurumlar tarafından KAYNAK GÖSTERİLEREK kullanılabilir.  www.alacatisitesi.com  yer alan her türlü bilgi bilgilendirme amaçlıdır. Sizlere aktardığımız bilgiler, öneri ve tanıtım niteliğinde olup, bilgilerin yanlış anlaşılmasından ve buna bağlı olarak doğabilecek herhangi bir mağduriyetten sitemiz yasal sorumluluk altında değildir. Bu sitede verilen bilgilerin nasıl anlaşıldığı, değerlendirmesinin sorumluluğu tümüyle kullanıcıya aittir.

Alaçatı, ÇEŞME ALAÇATI SİTESİ, ÇEŞME, İZMİR, ALAÇATI OTELLERİ, BUTİK OTELLER ,ALAÇATI REHBER,  ALAÇATI HABER"Alaçatı Sitesi", Windmill, Cumartesi günleri açılan üretici pazarı da tüm Alaçatı ve Çeşme halkına hizmet sunmaktadır. Otantik Alaçatı evleri, parke taşlı sokaklar ve sörf merkeziyle; yapımı devam eden yat limanı, havaalanı inşaatı ve baraj çalışmaları ile Alaçatı geleceğin önemli turistik merkezlerinden biri olacağının sinyallerini vermektedir....

ALAÇATI’NIN TARİHİ

16.yy. da Anadolu'nun dış ticaret kapısı Çeşme yöresiydi. Özellikle Cenevizli tüccarlar Çeşme'nin karşısındaki Sakız Adasına yerleşmişlerdi. Sakız Adası 1566'da Osmanlı'ların eline geçince, Çeşme ticari üstünlüğünü; o döneme kadar yalnızca batı Anadolu ürünlerinin satıldığı, küçük bir ticaret merkezi olan İzmir'e kaptırdı. Anadolu'nun başlıca ipek üretim merkezi olan Bursa yöresi ipekleri, eskiden Çeşme yoluyla Sakız Adasına gönderilirken, İzmir Limanı ihracat ve ticaret merkezi olur.

1850'li yıllarda güneyi bataklık olan Alaçatı; zamanın sadrazamının “bataklığı kurutun” buyruğuyla Alaçatı'nın güneyindeki tabii limana ulaşan bir kanal açılır. Ovalardan büyük hendeklerle drenaj sağlanarak, bataklık kurutulur. Açılan kanal daha sonraları gemilerin yanaştığı bir liman büyüklüğüne ulaşır. Bu çalışmaya zamanın ayanı Hacı Memiş Ağa önderlik eder ve adalardan imar işinde çalışmak üzere Rum işçiler getirtir.

Gelen Rum işçiler, Alaçatı limanının 1000m. kuzeyinde yeni Alaçatı'yı inşa ederek yerleşirler. İşleyebilecekleri tarlaları olmadığı için, büyük toprak sahibi Türkler tarlalarını tahsis edip işletmek ve bir süre sonra devretmek koşuluyla Rumlara verirler. Bu bir anlamda, “yap-işlet-devret” modelidir. İşletme sahibi Rumlar Alaçatı'da bağcılığı geliştirirler.

Mülklerini Türklere devretme sırası geldiğinde, tarihe “Postof Olayı” olarak geçen olay yaşanır. Rumlar Türklere mülklerini devretmezler.

1873 yılında Alaçatı'da belediye teşkilatı kurulur. Takriben, 19.yy. da Alaçatı ve çevresinde, Çeşme, Köste, Çiftlik, Ovacık v.s ile birlikte 45.000 kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun kırk bini Rum, geriye kalan beş bini Türk’lerdir.

Günümüzden yüzyıl önce, Alaçatı'dan dış ülkelere şarap ihraç edilmektedir. Alaçatı şarabı dünyanın kaliteli şarapları arasına girer. Bu yüzden Alaçatı kiliselerinin en önemli süsleme figürleri de üzüm salkımlarıdır.

1912 Balkan Savaşı’yla Alaçatı'nın kaderi değişir. Balkanlardaki kargaşadan kaçan, özellikle Yugoslavya, Makedonya bölgelerinden gemi ile Çeşme’ye gelen ilk göçmenler Alaçatı'da iskân edilir. Bu göçmenlerin gelişi, Rumlar arasında panik yaratır ve kısa zaman içinde bölgeyi terk ederler.

  Bu kez, 15 Mayıs 1919 'da Yunanlıların İzmir'in, işgalinden sonra, Anadolu içlerine (Uşak, Kütahya, Afyon ve Konya'ya) geçen balkan göçmenlerinin yerini yine Rum göçmenler alır.

Büyük Taarruz’un başlaması ve Yunan işgalinin sona ermesi ile bu defa balkan göçmenleri tekrar Alaçatı’ya gelirler (Kasım 1922) ve buradaki Rumlarda adalara dönerler.

Bu arada, 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan'da "mübadele anlaşması" imzalanır; bu anlaşma uyarınca İstanbul'daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç, Yunanistan'da yerleşik Müslümanlar Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik Ortodoks Rumlar da Yunanistan'a göç ettirilerek mübadele edilirler. Böylece Balkan Savaşı yıllarında Alaçatı'ya Kosova'dan ve Bosna'dan gelen Arnavut ve Boşnak göçmenlere Selanik (Karaferya'lı), Kavala (Kınalı ve Karacaova'lı), Girit ve İstanköy'den gelen mübadiller de eklenir. Alaçatı nüfusu 10 yıl gibi kısa bir sürede bir kez daha tamamen değişmiş olur.

Alaçatı Rum’lar zamanında bağcılık ve şarapçılık ile tarihinin parlak bir dönemini yaşar, mübadele sonrası ise Alaçatı’nın zorlu yılları başlar. Balkan’lardan gelen Müslüman Türkler bağcılık ve zeytincilik bilmediklerinden, Alaçatı’daki bağlar sökülüp; yerinde, Selanik göçmenleri tarafından tütüncülük yapılır. Kosova ve Bosna göçmenleri ise bildikleri işi hayvancılığı yaparlar.

Tütüncülük ve anason esas olmak üzere, kavun, soğan, diğer sebze ve meyve yetiştiriciliği ile hayvancılık Alaçatı'yı 1980'li yıllara taşıyan ana üretim ve geçim unsurları olmuştur.

Daha sonraları ise tarımsal üretiminin yerini ticaret ve kısmen balıkçılık ve turizm almış olup; bu günlere gelinmiştir.

COĞRAFİ KONUM VE DOĞAL YAPISI

İzmir İlinin Çeşme İlçesine bağlı Alaçatı Beldesi, İzmir’e (79km) – Çeşme’ye (7km) mesafede olup; Çeşme –İzmir yolu üzerinde yarımadanın darlaşmış yerinde, Ilıca (Kuzey) ve Alaçatı Limanı (Güney) arasında, doğusunda Koca Dağın Batıya uzantısı olan bir sırt üzerinde kurulmuştur. Batıdan Ege Denizi ve Çeşme, Doğudan Uzunkuyu koruluğu ile Urla ilçesine sınırlıdır. Deniz seviyesinden yüksekliği 16m. yüzölçümü 55 km2'dir. Alaçatı merkez bucağına bağlı 3 köyü vardır. Kasabanın jeolojik zemininde 0.50–1.00 metre kalınlığında bitkisel toprak örtüsü altında beyaz ve sarı marnlı ve sietli zemin bulunur. Kasaba etrafındaki beyaz kireçli marn ve kalkerlerden oluşmaktadır.

Batısında Çeşme'ye sınır Karadağ sönmüş bir yanardağ olup zengin termal kaynaklara sahiptir. Bucak merkezinin civarında, yağmur sularını taşımaya yarayan küçük dere yatakları bulunur. Alaçatı ovalarından Buca ovası üzerine kurulan Alaçatı Kutlu Aktaş içme suyu barajı 1998 yılında hizmete girmiştir. Yörenin tarıma elverişli topraklarında özellikle zeytin, anason, soğan, enginar üretilmektedir. Ayrıca Alaçatı Türkiye'nin tek sakız ağacı bahçesine sahiptir. Güneyinde doğal Alaçatı Limanı devamlı esen rüzgârına rağmen dalgasız denizi ile dünyada sörf yapmaya elverişli önemli merkezlerden biridir. Yöre Akdeniz ikliminin tüm özelliklerini taşımaktadır. Kışları yağışlı - ılıman, yazları sıcak ve kurak geçmektedir. Alaçatı nüfusu da mevsime göre değişir. Kışlık nüfus 10.000 iken, yazlık nüfus 40–50 bini bulmaktadır.

EKONOMİ VE TURİZM

1980’li yılların sonuna kadar ekonominin önemli kısmı tarıma dayalı olan Alaçatı'da bugün ticaret ve turizm varlığını hissettirmeye başlamıştır. 1100 yatak kapasitesi olan yörede yeni turistik projeler gelişmektedir. Alaçatı plajındaki sörf istasyonları önemli bir turizm hareketi sağlamaktadır.

Alaçatı halkının misafirperverliğiyle başlatılan ev ziyaretleri turistlerin ilgisini çekmektedir. Cumartesi günleri açılan üretici pazarı da tüm Alaçatı ve Çeşme halkına hizmet sunmaktadır. Otantik Alaçatı evleri, parke taşlı sokaklar ve sörf merkeziyle; yapımı devam eden yat limanı, havaalanı inşaatı ve baraj çalışmaları ile Alaçatı geleceğin önemli turistik merkezlerinden biri olacağının sinyallerini vermektedir.

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER

Alaçatı geçmişten günümüze sanatsal faaliyetlere önem vermiş ve kucak açmıştır. Dörtbinkişilik anfi tiyatro ve üç yüz kişilik kültür merkezi özellikle haziran ayı sonunda "ULUSLARARASI ÇOCUK VE GENÇLİK TİYATROLARI FESTİVALİ" ile şenlenir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen rengârenk giysileriyle cıvıl cıvıl tiyatro yapan ve Türkiye'nin şehirlerinden katılan çocuk ve gençler hep birlikte sanatın dilinde buluşurlar. Bu yıl onüçüncüsü yapılacak olan festival, gelişerek ileri yıllarda devam edecektir.

BİR AKDENİZ KASABASI ALAÇATI…

Prof. Dr. Metin Sözen Çeşme inceleme yazısında Alaçatı için şöyle diyor; Gerginliği artarken kendimi attığım yer hep Alaçatı olmuştur. Gezgin gözlüğümle çirkinlikleri, yanlışlıkları görmeye çalışarak ulaştığım Alaçatı çarşısında birden yaşamın, zamanın derinliğini duyarım. Orada da yeni adına yapılanları yok olarak düşünür, gerginliğim azalır, kendimi yozlaşmamış bir Akdeniz’li olarak görürüm. Kırmızı kiremit çatılı, beyaz badanalı evlerden oluşan Akdeniz sahil kasabaları hep anlatılır. İklimiyle, kültürüyle, deniziyle, otantik yapısıyla müziğiyle doğal ve coşkulu kendine özgü insanıyla farklı bir yorumdur. Akdeniz havasıyla Ege'nin kadınsılığı varmış Alaçatı'da, hala Levanten kokan Rum evlerinin parke taşlı Arnavut kaldırımlarında oturan kadınlarıyla, beyaz amerikan bezlere takılmış ağ ipliğiyle örülü dantelâlı pencerelerinden sardunya çiçekleriyle, dar sokak aralarında dolaşıp duran akşam esintisiyle karşılaştığımda ruhum şenlenir. Yüzyıl öncesinden kalma yel değirmenlerine saldıran Don Kişot gelir gözlerimin önüne, şimdi rüzgâr bezleri olmayan dört değirmenin önünde çayımı yudumlarken…

Un yüklü at arabaları, küfelere yüklenmiş şarap olmaya gidecek razakı üzümleri, yağhanelerde sıkılmış zeytinyağı güğümlerini taşıyan eşek arabalarını hayal ederim. Sonra sakız bahçesine uzanır, ağaçların altında yavruları ile otlayan sakız koyunlarını görürüm. Pazaryeri camisinin önünden geçerken 1874 yılında kilise olarak yapılmış ve bugüne kadar farklı dinlerin ibadethanesi olmuş camisinin heybetini selamlarım.

Alaçatı çarşısında; balıkçı teknelerinin parıldayan sulardaki ağlarına takılan balıklar ise, bugün olduğu gibi çağlar boyunca bolluk ve bereketin sembolü olarak balıkçı sehpalarına serili dururlar, hala canlı canlı…

Rüzgârı arkasına almış sörf yapanlar denizin üzerinde taş kaydırıyorlar sanki bedenleriyle Rıfat Dedeoğlu'nun dediği gibi; "Tamamı parke taş döşeli sokaklar, büyük çoğunluğu bakımlı İki katlı taş yığma evler, her yaşta aydınlık yüzler ve tepede dört yel değirmeni. Alaçatı'nın özeti işte bu. "Onun taktığı ismiyle taştan Safranbolu…

Ya Ildır (Erythrai)…Önünde ufacık adalarla süslü; güneş ufuktan inerken ortaya çıkardığı gölgeler, kızıl ve mor suları yalayıp sahile vuran günbatımla ILDIR…

Akropol yamaçlarında yer alan ve taş üstüne taş konarak yapılan antik evler binlerce yıldır doğanın eşsiz güzelliğine tanık olmuşlardır.

Yan yana duran birkaç rüzgâr değirmeni ise, hiç durmaksızın kollarını sallayarak sanki Ildır ve antik Erythrai kentine yönelmek isteyen kötülükleri dağıtmak görevini üstlenmiş. Aradığınız özellikler içinde saklıdır, ALAÇATI' da. Size de onları görmek, aramak, keşfetmek, bulmak düşer…